Manevi bir hayat yaşamak; acısız, sızısız, hüzünsüz, mükemmel eğlenceli bir hayat yaşamak değildir.

Bilakis hayatın içerisinde olan ve her daim devam eden sıkıntı ve problemlere karşı “sabretmeyi öğrenme” serüvenidir.

Eğer sıkıntısız bir hayat yaşanacak idiyse bu evvela Peygamberler ve Salihlerin hak ettiği bir şey olmalıydı. Fakat en büyük sıkıntı ve problemlerle onların karşılaştığını görmekteyiz.

Taşlanan, boykot edilen, sürgüne gönderilen, vücûdu yaralarla dolu olan (cüzzam), evlatlarını kaybeden, delilik ile itham edilen… ve bu gibi bir çok eziyeti çeken evvela peygamberler (aleyhimüsselam) olmuşlardır.

Fakat Allah’ın onlara sürekli sabrı öğütlediğini görüyoruz. Nasihat etmeye ve hakkı tavsiye etmeye devam etmeleri gerektiğini öğütlediğini görüyoruz.

Zamanın hızlandığı ve değersizleştiği asrımızda göze çarpan en problemli davranış biçimlerinden biri “sabırsızlık”.

“İçinde bulunmuş olduğum problemden hemen kurtulmalıyım”, “istediğim şey elime hemen geçmeli” gibi sabretmeye muğayir davranışları modern insanda fazlasıyla gözlemliyoruz.

Kur’an’da en fazla öğütlenen davranış biçimlerinden biri sabırdır. Sabrı ahlâk/hâl haline getirmiş bir birey olaylara ve durumlara karşı vakarlı bir davranışı benimseyecektir.

Acı ve hüzün hep bizimle. Ancak sabredenler acıyı ve hüznü kucaklayabilenlerdir..

— mirac
29eylül’16

0 81