Ne yapacağını bilmiyordu Hikmet. Sadece uyanmıştı. Saat sabah çok erkendi. Çay bile demlemedi. Biraz oturup öylece pencereden baktı. İnsanlar işe gidiyorlardı. Sokaktan konuşmalar, araba, motor sesleri geliyordu.

Hikmet’in henüz sabah kalkıp gideceği bir işi yoktu. Olmasını da dilemedi bir an. Allah’ın “rızkınızı arayın” emri olmasa işle güçle işi olur muydu? Düşündü. Hikmet, O’nun rızkına kefil olduğunu biliyordu. Bir gün, bir yerde, bir mağaraya kapanıp hiç bir şey yapmadan Allah’ın kendisine rızk gönderip göndermeyeceğini test eden bir dervişin hikayesini okuduğunu anımsadı. Allah bu… test edilecek değil ama hikayede dervişin mağarasına kadar gönderiyordu rızkını. Açıp ağzına kadar koyuyordu bir kervancının eliyle lokmasını…

Bir an bunları geçirdi kafasından Hikmet. Seslice bir şeyler mırıldandı. Kendi kendine konuşurdu zaman zaman. Yine öyle yaptı.
Hikmet her şeye uzak hissediyordu kendini. Çok uzun zamandır evdeydi. Tüm bu sistemin, depdebenin bir parçası olmadığına bir yandan seviniyor, bir yandan için için normal bir insan olmak istiyordu. Normal olsaydı böyle olmazdı. Sabah kalkıp işe giderdi. Herkes gibi sabah yollara düşerdi. Kendisinin yerine bir başkası onun sesini duyabilirdi sabah sokaktan… Fırından simit alır, caddenin başındaki çay ocağına oturur işe giden diğer insanlarla çay-simit sefası yapabilirdi.

Tüm bu düşünceler içerisinde Hikmet bir an doğruldu ve gerindi. Garip bir korunmuşluk hissetti kendinde. Bir çeşit rahimde olduğu hissine kapıldı. Heyecanlandı. Ayrımsadığı şey kendisini ürküttü. Heyecan ve hayrete kapıldı. Kocaman bir ana rahminden henüz doğmamışmıydı yoksa? Herkes doğmuş da o doğmamış mıydı? Aklına “Allah, insana rahimlerde dilediği gibi şekil verir” ayeti geldi. Hatta tüm benliğinde hissetti bu ayeti. Sakinleşti…

Heyecan ve hayret yerini tekrar güven hissine bıraktı. Pencereden içeri giren ışık, sokaktan gelen seslerle birlikte giderek artıyordu. Uzun süredır aynı günleri yaşıyor fakat her gün bir başka duygu deneyimini tecrübe ediyor, bir başka hayret, bir başka heyecan duygusuna kapılıyordu.

Hikmet oturduğu yerden kalktı. Kendi kendine yine mırıldandı: “Normallik, depdebe ve dayatılmış bir düzen karşısında teslim olmak mı, yoksa…” cümlesini bitiremedi. Böyle felsefi bir kelam etmeye kalkıştığı için kendine kızdı. Bir kaç saat daha kestirmek için yatağa doğru yürüdü. Ama yapamadı…

mirac
16kasım’15

4 150

4 thoughts on “Hikmet’in Rüyası – Bölüm 2

  1. yakup beklen 2 sene ago

    Abi Çok iyi yüreğine sağlık. devamını bekliyoruz..

    1. Mirac 2 sene ago

      Eyvallah kardeşim. Eksik olma…

  2. Yunus Can Köroğlu 2 sene ago

    gerçekten etkileyici. Sistemden uzak kalmak isteyen, farklı düşünen insanların hislerini çok güzel anlatmış bu kısa hikaye 🙂 Eline yüreğine sağlık ^^

    1. Mirac 2 sene ago

      Teşekkür ederim. 🙂